Z

Zahir: Görünen, açık, belli, meydanda

Zahm : Yara

Zahr : Arka, sırt, Kağıt ve sairenin arka tarafı, gerisi

Zarilik kılmak : Ağlamak

Zatiye : kendi ile ilgili, kendine ait, kişilik, özlük.

Zaviye : Küçük tekke

Zeban : Dil, lisan.

Zihi : şu, bu manasına gelen, Arapçada müennes işaretidir.

Zehre : Yiğitlik, cesaret

Zen : Kadın

Zenan : Kadınlar

Zenbil : Hasırdan örülerek yapılan kulplu torba

Zer : Altın

Zest : Çirkin, kötü

Zeval : zail olma, sona erme

Zevk : manevi haz

Zeyl : bir şeyin devamı, eki

Zeyrek : Zeki, keskin zekalı, cin fikirli, uyanık.

Zındık : Zerdüşt dininden olan. İnançsızlığını dışa vurmadığı  halde Müslüman olmayan, münafık.

Zikr : Allah adıın tekrarlanması. Hakk’ın kainattaki binbirtecellisini görüp O’nu tesbih ve takdis etmek

Zikr-i aleni : Dervişlerin tekke veya herhangi bir yerde topluca zikretmeleri

Zikr-i cehri : Yüksek sesle yapılan zikir.

Zikr-i hafi : Gizli olarak yapılan zikr

Zikr-i kalbi : Sessiz olarak kalbden yapılan zikr

Zinhar : Sakın, asla, olmaya aman!

Ziyaretgah : Ziyaret edilen ve mubarek sayılan yer, türbe

Zuhurat : Hesapta olmayan, umulmadık hadiseler, raslayış

Zühd : Dünyevi şeylere rağbet etmeyip perhizkar olmak ve daima takvaya yapışarak ibadette bulunmak. Dünyaya buğz ve dünyalıktan uzaklaşma

Zülcenaheyn : Dünya ve ahrete dair bilgisi geniş olan kimse, dünya ve ahrette mesut ve bahtiyar olan kimse

Zünnar : Papazların bellerine bağladıkları, uçları sarkık, ipten örme kumaş.

 

 

 

bilgi@tezkiretulevliya.net