M

Mah-ı nev : Yeni ay, seyr-i suluk yoluna giden müptedi.

Mahv : Kulun varlığının Cenab-ı hakkın varlığında fena bulması.

Mahlul : Hallolunmuş, çözülmüş, dağılmış, erimiş.

Mahviyyet : Alçak gönüllülük.

Mahz-ı ubudiyet : Halis kulluk.

Makam : kulun tekrar ede ede kazandığı ve vasıf haline getirdiği adab ve ahlak. Kulun riyazet ve mücahede ile vardığı derece. Makam kesb ile elde edilir

Ma’kes: akseden yer, akis yeri.

Marifet : Tasavvufta dörde ayrılan mertebelerin sonuncusu. Bir şeyi tefekkür ve eserini tedebbür ile bilmektir.

Masiva : Allah’dan maada bütün varlıklar.

Masiyet : Asilik, itaatsizlik, isyan, günah.

Matruş : Sakalsız, sakalı tıraş edilmiş.

Mazhar olmak: nail olmak, şereflenmek.

Medhuş : Dehşete uğramış, şaşırmış; korkmuş, ürkmüş.

Mehdi : hidayete eren, doğru yolu tutan

Mekr : Hile, hile ile aldatma, maksadından vazgeçirme.

Mekremet : Kerem, izzet, şeref, onur. Cömertlik, ağırlama, saygı.

Melamet : ayıplama, kınama, azarlama, çıkışma.

Meleküt : Aalem-i gayb.

Melul : usanmış, bıkmış, bezmiş, mahzun.

Memluk : Birinin malı olan, kul, köle

Menazil : menziller, duraklar, konak yerleri.

Meratib : rütbeler, dereceler.

Merkad : mezar, kabir.

Mesnun : Bilenmiş, Sünnet olan şey.  Adet edilen şey. Yıllanmış şey.

Mesrur : Sürurlu, memnun, sevinmiş, meramına ermiş.

Meunet : Ölmeyecek kadar yiyecek, içecek.

Mevcudat: Var olan şeyler, varlıklar.

Mevzun : Ölçülü.

Mezad : Arttırma ile yapılan satış.

Mezbele : Süprüntülük, süprüntğ dökülen yer.

Mir’at : Kainattaki suret.

Muahede: andlaşma.

Muallak : Asılmış, havada, boşta duran Bağlı.

Muaraza : Kavga, çekişme.

Muattar : Güzel kokulu.

Muazzeb : eziyet çeken, çok sıkıntı gören.

Muhabere : haberleşme

Muhaddis : Hadis ile meşgul olan.

Muhannes : Korkak, alçak, kadın tabiatlı, kalleş

Muhavere : Konuşma.

Muhayyer : Seçmeli, beğenmeye bağlı.

Mukaddem : Takdim edilen, sunulan. Değerli, üstün. Önce gelen.

Mukim : ikamet eden, oturan

Muntazır : İntizar eden, gözleyen, bekleyen.

Murakebe : Allah’ı kalb ile düşünmek Masiva ile alakayı keserek kalben Cenab-ı Hakka teveccüh etmek.

Murakka : eski ve yamalı elbise, hırka.

Musannif : Kitap yazan, müellif.

Mutmain : Gönlü kanmış, içi rahat, şüphesi yok.

Muttali : Öğrenmiş, haber almış, bilgili.

Muvafakat etmek: Uygun görmek, onamak, kabul etmek..

Mübahese : Bir iş hakkında iki veya daha çok kimse arasında edilen söz, konuşma, bahse girişme.

Mübeddel: Tebdil edilmiş, değişmiş.

Mücahede : Nefsi bedeni meşkatlerle yormak, heva hevese muhalefette bulunmak.

Mücavir : Yurdunu ve diyarını terk ederek zamanını Harameyn-i Şerifeyn’ de ibadetle geçiren.

Müceddid : Yenileyen.

Müctehid : içtihad eden.

Müddei : inatçı.

Müdevver : Tedvir olunmuş, döndürülmüş.

Mükaşefe : Keşf yoluyla bilmek, evliyalullahın kalbinde gaybiyyenin zahir olması. Müzahere makamından sonraki makam ki salik buna uzun bir mücahededen sonra ulaşır.

Mülki : Buluşan, kavuşan, görüşen.

Mülhid : Allah’I inkar eden, dinsiz imansız.

Münezzeh : Temiz, arı, uzak.

Münir: Nurlandıran, ışık veren, parlak.

Münkatı : Kesilen, aralıklı. Herkesten ayrılıp bir kişiye bağlı kalan.

Müstain : yardım isteyen.

Müstean : kendisinden yardım beklenen, yardım istenen.

Müstecab : Kabul olunmuş

Müşabih : Benzeyen.

Müşahede : Eşyayı Allah’In birliğine delil kılmak. Onlarda hakkı görmek.

Müştak : Özleyen, göreceği gelen, can atan.

Mütabaat : İttiba etme, birine tabi olma, arkasından gitme, uyma.

Mütalaa : Okuma, tetkik, düşünme.

Müteayyin : Belli, meydanda olan. Karar verilmiş. Eşraftan belli, ileri gelen kimse.

Mütegayyir : Tegayyür eden, değişen, başkalaşani Bozulmuş.

Mütehassir : Hasret çeken, özleyen.

Mütehayyir : hayrette kalan, şaşırmış.

Mütemenna : Temenni olunan, istenilen.

Mütenasib : Uygun olan.

Mütevakkıf : Duran, bekleyen, eğlenen. Birşeye bağlı olan.

Müzeyyen : süslenmiş

 

 

 

 

bilgi@tezkiretulevliya.net