H

Hablü’l-metin : (Sağlam ip ) İslam dini

Hacalet : Utanma, utangaçlıkla şaşırma.

Hace : Hoca efendi, ağa, çelebi, sahip, muallim, müderris

Hacet : İhtiyaç, luzum, gereklilik, muhtaçlık.

Hacil olmak : Utanmak, yüzü kızarmak

Hadd : şeraitçe verilen ceza.

Hadim : Hizmet eden

Hafi : gizli

Hafız : Allah’ın isimlerindendir.Muhafaza eden, saklayan koruyan manasına gelir.

Haif : Korkan, korkak, ödlek

Hakayık : Hakikatler, gerçekler.

Halas : Bir yerden, bir şeyden kurtulma, kurtuluş.

Halavet : Tatlılık şirinlik.

Halayık : Yaratılmış olanlar, mahluklar, halk

Halel : İki şey aralığı, boşluk. Bozma, bozukluk. Eksiklik.

Halet : hal, suret, keyfiyet

Halet-i nez : Can çekişme

Hali : Tenha, boş, sessiz, Açıklık

Halidiyye : Ebu’ul Baha Ziyauddin  Halid b Ahmed b. Hüseyinil Osmanıi eş-Şehrizuri (Vefatı 1242 / 1826) tarafından kurulmuş ve Nakşibendiyye’nin bir şubesi olan tarikat.

Halife : Birinin yerine geçen kimse.

Halvet : Şeyhin emir ve tensibi ile müridin karanlık ve dar bir yere çekilip ibadetle vakit geçirmesi.  Istılah olarak. Hakk ile gizli konuşmak demektir. Kalbi batıl itikadlardan ve kötü huylardan boşaltmak.

Halvet der encümen : Nakşi Istılahındandır. Nakşi tarikatına mahsus onbir kelimeden biridir. Zahirde halk ile, batında Hakk ile olmaktır.

Hamuş : Susmuş, sessiz.

Hanegah :  Ev

Hannas : Şeytan

Harabat : Harabeler, viraneler, meyhaneler, tekkeler.

Harami : Hırsız, Haydut, yolkesen.

Has : Mahsus, saf, halis.

Haseki : Yakın dost, sırdaş.

Hassa : Bir kimseye veya bir şeye has hal, hususiyet.

Haşyet : Korku, ürperme

Hatif : Görülmeyen fakat sesi duyulan

Hatm-i hacegan : Nakşi ıslahatındandır. Müridlerin şeyh huzurunda diz üzrine oturup fikri ve nazari masivadan tecerrüt ederk şeyh ve Hakk’avasıl ile teveccüh edip şeyhin işaretiyle Fatiha, ihlas ve inşirah surelerini muayyen adetlerde okumalıdır.

Havayic : İhtiyaçlar, lüzumlu, gerekli şeyler.

Havass : Tarikate girmiş kimse

Havatır : Hatırlar, fikirler, düşünceler.
Kalbe gelen ve hitap nevinden olan şeye denir.

Havf : Korku, korkma

Hazer : Sakınma, kaçınma, korunma, çekinme.

 

 

Hemişe : Daima

Hergiz : Hiçbir vakit

Hicab : Kalbde hakayıkın tecellisine mani olan fani suretler. Hakikati görmeye mani olan örtü.

Hikmet : İnsanın gücü nisbetinde dış eşyanın hakikatini olduğu gibi bilip ona göre hareket etmekten bahseden ilim.

Hilaf : Karşı, zıd, yalan.

Hilafetname : Tarikata girip usulünce
muayyen menzilleri aşarak irşad mertebesine erenlere şeyhin verdiği mühürlü vesika.

Hi’lat : Süslü elbise, kaftan

Hilm : Yumuşaklık

Hod : Kendi.

Hub-lika güzel yüzlü.

Hudu : alçakgönüllülük,

Haulafa : Halifeler.

Hulk : Yaratılış

Humret : kırmızılık, kızıllık

Hurrem : Şen, sevinçli, güleryüzlü, gönül açan.

Huş der dem : Nakşi ıstılahatındandır. Salikin her nefesini bilerek uyanık olması.

Huşu : Alçak gönüllülükle muamele etmek manasına gelen bu kelime tasavvuf ıstılahı olarak insan neslini  hakir görmesi demektir.

Hüccet : Delil

Hüma kuşu : Devlet kuşu.

bilgi@tezkiretulevliya.net