B

Badiye : Çöl, kır, sahra

Bahil : cimri

Bahr : Deniz

Bal : Kanat. Kalb, gönül.

Balkırmak : parıldamak

Baran : Yağmur.

Basiret : Kalbde eşyanın hakikatini görmeğe yarayan kuvvet. Kalp gözü.

Bast : Kalbin ve zihnin açılması, rica, niyaz. Yalvarma, Allah tarafından yalvarmağa icabet edilmesine de bast denir.

Batın : İç, gizli, sır, esrar-ı ilahiye. Zahirin zıddı.

Bay : Zengin.  

Bazgeşt : Nakşi ıslahatındandır. Zikirden ayrılındığı zaman elde edilen uyanıklığı muhafaza için "ilahi ente maksudi ve rızake matlubi" diyerek kalbi meşgul etmektir.

Beka : Devamlılık, evvelki hal üzerinde kalma, varlığının sonu olmamak, ölümsüzlük demektir. Beka, gerçekte Baki ism-i şerifinin gereği olarak sadece Cenab-ı Hakka nahsustur. Mahlukatın tamamı ise, istisnasız fanidir, ölecektir.

Bekabillah : Allah'la baki olmak. Salikin fenafillahdan sonra varacağı son mertebe.

Beli : evet.

Ben de : kul.

Beni : oğullar.

Berhudar : mesut, mutlu

Beriyye : Çöl, kır sahra. Halk, insanlar, yaratık.

Besat : Düz yer, kazan, tencere gibi yayvan kap.

Beşaret : Müjde.

Beyt : Ev, aynı vezinde iki ayrı mısradan ibaret söz.

Bezl : Bol bol verme, saçma.

Bezm : Meclis.

Bidar : Uyanık, uyumayan, uykusuz.

Bid'at: Peygamberimizin zamanında bulunmayan, dinde sonradan meydana çıkan şeylere denir.

Bihod : Kendinden geçmiş, bayılmış.

Bihter : en iyi, daha iyi.

Bihuş : Kendinden geçmiş, aklı başından gitmiş, baygın, sersem.

Bikarar : Kararsız, huzursuz, rahatsız.

Bizar : Bezgin, rahatsız, bıkmış, usanmış.

Buy : koku.

Büka : ağlama, gözyaşı dökme.

Bürhan : delil, ispat, tanık.

 

bilgi@tezkiretulevliya.net