Hazreti Şeyh Utbet ül Gulam (Kaddesallahu sırrahu)

Ol hoca-ı eyyem, Utbet ül gulam rahmetullahi aleyh, gönül ehlinin makbulu olup Hasan Basri'nin şakirdlerindendi. Birgün deniz kenarında Hasan Basri abdest alırdı. Utbe su üstünde yürüdü. Hasan acebte kaldı.
"Ya Utbe bu mertebeyi ne ile buldun?" dedi. Utbe:
"Otuz yıldır sen onun buyruğunu ben ise sevdiğini tutuyorum" dedi.

Onun tevbesinin sebebi oldur ki evvel halinde zina işlerdi. Birgün bir avret pencereden başını çıkarmış, taşraya bakardı. Utbenin gözü ol avretin gözüne tuş oldu. Meğer ol avret kara gözlü idi. Gönlü ona takıldı. O kadını elde etmek için bir kişi gönderdi. Ol avret de mesture idi. Utbenin adamına cevap verdi." Utbe benden ne diler?" dedi.
"Anın gözü gözüne takılmış, senin gözünün karalığı ona isr eylemiş" dedi. Avret gözünü çıkarıp bir tabağa koydu. Utbe'ye verdi.
"Gözümü sevdi ise alsın" dedi. Utbe ihlasla tevbe eyledi. Hasan'ın kapısına vardı. Onun katında dururdu. Arpa eker ve yerdi. Günde yalnız bir kursa yer, ibadet ederdi. Haftada bir kere su dökerdi onun için ki "Kiramen Katibin" den utanırım derdi.

Birgün Utbe'yi gördüler, bir yere oturmuş, teninden su gibi ter akardı.
"Bu ne hal?" dediler.
"Evvel halimde evime misafir gelmişti. Komşu duvarından bir kesek almıştım. Konuklara hacet oldu. Şimdi ne zaman onu hatırlarsam hacaletimden terlerim" dedi. Onlar da:
"Komşudan helallik dileriz" dediler.

Birgün Abdülvahid Zeyd katında birkaç ulu otururdu. Dediler ki:
"Acaba burada halkla değil Allah'la meşgul olan bir kişi var mıdır?" Abdülvahid Zeyd:
"Sabredin. Şimdi o kişi gelir" dedi. Bir saat sonra Utbe çıkageldi. Sordular:
"Ne yerden geldin?"
"Pazardan geldim."
"Kimi gördün?"
"Kimseyi görmedim."

Nakildir ki Utbet ül Gulam hiç yemek yemezdi.
"Gözümüzün nurusun, yoldaşlarını bulayım, beraber yiyesin" dedi. Utbe:
"Ben öyle bir kişiyle yoldaş oldum ki yemekten münezzehtir, ona karşı ben utanmadan nice yiyeyim " derdi.
Nakildir : Bir gece Utbe seyrinde bir "Huri" gördü. Ol huri:
"Ey Utbe ! Ben sana aşıkım, sakın beni koyup ayrı avret isteme ki ta ben sana haram olmayayım" dedi. Utbe:
Ben dünyayı üç talakla boşadım. Kişi üç talak ile boşadığını nice ala?" dedi.

Birgün bir kişi Utbet ül Gulam katına geldi. Keramet istedi. Utbe:
"Ne dilersin?" dedi.
"Hurma" Kış günleri idi. Vardı, bir zenbil hurma getirdi, önüne koydu.

Nakildir ki Muhammed Semmak, Zünnun-i Mısri Rabia katına geldiler. Nagah Utbe' de çıkageldi. Bir yeni gömlek giymişti. Muhammed Semmak:
"Yeni gömleğini giyip ne hoş salınırsın" dedi. Utbe düştü, can verdi.
Onu bir ulu düşünde gördü, yüzünün bir yanı kaburga olmuştu.
"Ne sebepten böyle oldun?" dedi.
"Üstadım katına varmıştım. Bir güzel oğlan geldi. Birkez bakmıştım, Hak Teala beni uçmağa buyurdu. Yolumda tamu vardı. Bir yılan çıkageldi. Kendisini üstüme bıraktı. Ve bir yanımı vurdu ve eyitti." Birkez bakmağa birkez vurmaktır. Eğer bir daha bakaydın, ben de ısırırdım" dedi. Rehmetullahhi aleyh.

bilgi@tezkiretulevliya.net