Hazreti Şeyh Abdullah-ı Hafif (Kuddise Sırruhu)

Hz Şeyh Abdullah-ı Hafif kaddesallahu sırrahul aziz, şeyhül meşayih idi. Meşayih ilminde kitab tasnif etmiştir. Kendisi beyzade idi. Hz Ebu Muhammed-i Ruyem, ibni Ata ve Hz Cüneyd'i görmüştü. Erte namazı kılar, ulaştırıcı geceye değin ikibin rekat namaz kılardı. Bir palası vardı. Tam yirmi yıl onu giydi. Her dört yılda bir çile çıkarırdı. Ayağı üzerine, vefatına kadar kırk çilesi vardı. Ahir çilesinde dünyadan nakl etti. Rahmetullahi aleyh.

Şeyh Abdullah Muhammed Hafif der ki:
"Yiğitlik halinde Kabe'ye giderdim. Bağdad'a geldim. Cüneyd hazretlerini görmeden beriyyeye girdim. Bir ip ve kova götürdüm. Yolda susadım. Bir kuyuya vardım. Gördüm ki bir geyik ol kuyudan başını sokmuş su içer. Geyik gidince kuyunun suyu dibine indi. Mütehayyir oldum:
"Ey Abdullah ! Bu geyiğin mertebesi senden artık imiş" dedim Derhal hafiften bir avaz işittim:
Geyiğin mertebesi onun için artıktır ki itimadı bizedir. Şeyh gibi ip ve kova getirmez" dedi. İp ve kovayı bıraktım. Susuz olarak beriyyeye gittim. Bir avaz işittim ki:
"Ya Abdullah, biz seni sınadık, geri dön su iç diye. Döndüm, su kuyunun üstüne gelmiş. İçtim, abdest alıp namaz kıldım. Artık Medine'ye kadar bana su haceti olmadı. Haccı edadan sonra Bağdad'a geldim. Cüneyd Hazretleri bana karşı gelmişti.
"Kardaşım Abdullah! Sen şol vakit kuyudan su içmeden gittin. Birgün işittin ki: "Biz seni sınadık, dön su iç" diye. Bana gerekmez deyip dönseydin, ol su akar, ayağına gelirdi." Dedi.

Abdullah Hafif der ki:
Birgün haber verdiler. "Mısır'da mürakabe ve tevekküle oturmuş bir pir ve yiğit var" Gittim, gördüm, kıbleye karşı oturmuş, gözlerini kıbleden bir tarafa çevirmezler. Selam verdim. Zikirden elleri değmedi ki selamına cevap vereler.
"Ey Abdullah! Bu dünya bir saattir. O bir saati de seninle mi geçirelim, bu dünya azıcık iken çok nasib almak gelmiş, yorulmuş ve aç idim. Bunları görünce açlığım ve yorgunluğum gitti. Canım dinlendi."

Abdullah Hafif'in söylediği naklonulmuştur.
"Bir kere Rum'a vardım. Gördüm ki sahraya bir keşiş getirdiler. Riyazet çekmeden hilal gibi incelmiş olan bu keşişi bir demir sac üzerinde yaktılar. Külünü aldılar. Herhangi bir rence (illetli) verirlerse kefaret olur, gözsüz gözün sürme çekse gözleri görür, elsiz ve ayaksızlar onunla şifa bulurdu. Onu gördüm hayrette kaldım. Hatırımdan geçti ki bunlar batıldır, batıllık içinde bu ne haldir? Dedim. Hemen o saat beni uyku aldı. Resullah (sav) ı düşümde gördüm:
"Ya Resulullah ! Bu yatlar içinde purlar nişanı ne haldir?" dedim.
"Ya Abdullah 'sıdk eseridir'. kafir gönlündeki sıdk gördün şol işi eder, ya Müslüman gönlünde olunca nasıl olur, artık kıyas eyle."

Şeyh Abdullah Hazreti der: - Bir gece Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem'i gördüm.
"Ya Abdullah! Bir kimse doğru yolu bulup da ol yola gitmeye, Hak Teala yarın ona hiç kimseye yapmadığı azabı eyleye"

Nakildir: Bir misafir derviş Abdullah Hafif Hazretlerinin zaviyesine geldi. Gördüler ki ol dervişin hırkası kara tülbendi kara, her ne giymişse hep kara. Abdullah bir zaman fikre vardı. Gayretlendi ve sordu: "Ya derviş niçin hep kara giydin?". Derviş:
"Allahımı öldürdüm. Onun için kara don giyerim" dedi. Abdullah hazretleri emretti. O dervişi sürüyerek dışarı çıkardılar. Kovdular. Derviş yine geldi oturdu. Şeyh yine emretti. Pek çok horlukla sürüyerek kapıdan dışarıya çıkardılar. Yine geldi. Zaviyeye girdi oturdu. Yetmiş defa bu suretle zaviyeden çıkardılar. Zahir ve batını asla mütegayyir olmadı ve gene oturdu. Bu kez şeyh, bu dervişin gözlerinden öptü.
" Bu davayı kim sen kılarsın, gerçek imişsin" dedi. İmdi ol dervişin "Allahımı öldürdüm" demekten maksadı, nefsimi öldürdüm" demekti.

Herkim nefsine taparsa, nefisini Allah edinmiş olur. Nitekim Hak Teala kuranda buyurur. (casiye suresi 23. Ayet)
Şol derviş kim nefsini öldürmeden kara don giyerse, ol ana don değil it çulu olur dedi.
Vefatı geldi: Hadimine:
"Ben günahkar ve asi kulum. Öldükten sonra alimi ardıma bağla ve ayağıma bend vur ve boynuma zincir tak ve beni yüzüstü sürü" dedi. Çün Şeyh hazretleri dünyasını değiştirdi. Hadimi vasiyetini yerine getirmek istedi, hafiften bir avaz işitti:
"Elini ondan çek, bizim aziz eylediğimizi sen nice hor eyleyesin"

bilgi@tezkiretulevliya.net