Hazreti Şeyh Ahmed-i Mağribi (Kuddise Sırruhu)

Hz Şeyh Ebu Abdullah Ahmed kaddesallahu sırrahul aziz, meşayıhın mürşidi idi. İbrahim-i Şeybani ve İbrahim-i Havvas Hz. lerinin piriydi. Ömrü yüzyirmi yıl sürdü. Her nesne ki ademinin eline değmişse onu yemezdi. Yediği saman tozuymuş. Müridleri nerde saman tozu bulsalar ona getirlerdi. Daima aynı donu giyer, donu kirlenmezdi saçı uzamazdı.

Ahmed-i Mağribi:
"Anamdan miras kalan bir damı sattım, bedelini kabe mücavirlerine ulaştıriyım" dedim. Beriyyede giderken bir harami arap önüme çıktı.
"Nen var?" dedi.
"Elli altınım var" dedim, eline verdim. Saydı, bana geri verdi ve devesini çekip. "Bu deveye bin, gidelim" dedi.
"Beni ne edersin?"
"Sıdkına doğruluğuna baktım, gönlüm seni sevdi" dedi. Ben dilesem de dilemesem de devesine bindirdi. Kabe'ye vardık. Taat ve riyazetle beraber meşgul olduk. O harami Allah'ın evliyasından oldu" dedi.

Ahmed-i Mağribi'nin dört oğlu vardı. Dördüne de sanat ve pişe (iş ve meslek) öğretti. Ve soranlara dedi ki: Pişeyi anın için öğretirim ki, benden sonra kendi ellerinin emeğini yiyeler" . Varıp "Ben falan oğluyum "deyip sıddıklar ciğeri yakmayalar. Nitekim s.a.v. efendimiz buyurur: Elinin emeğini veya alnının terini ye, dininden yeme."

Der ki: "Herkim Allaha kulluk davası eder onun gönlünde murad kalmış ola, davası yalandır."

Devişlerin horluğu odur ki bayları dünyadan ötürü aziz tuta bana nesne versin deyu tevazu eyleye.
Ol dervişler ki dünyayı terk etmiş olalar, onların duası berekatından halkın üzerinden belalar def olur ve dünya bunların vücudu berakatıyla kaim olur.

Ben dünyada insaflı hiç kimse görmedim. Sen ona hizmet eyleyesin o da sana hizmet eyleye, sen onu terk edince o da seni terk eder. Şeyh Ahmed Mağribi Hzlerinin vefatı Tur-i Sina dağında oldu. Münevver türbesi de oradadır.

bilgi@tezkiretulevliya.net