Hazreti Şeyh Ebu Hamza-i Horasani (Kuddise Sırruhu)

Hz Şeyh Hamza-i Horasani kaddesallahu sırrahul aziz, ulu meşayıhdan idi. Ebu Turab ile sohbet eylerdi. Nişaburludur.

Nakildir ki; Ebu Hamza Hazretleri tevekkül ile beriyyeye girdi. Bir akça götürmedi. Bir kız kardeşi vardı. Ondan habersiz yakasına gümüş para dikti. Yola çıktığı zaman hafiften bir avaz işitti ki:
Ya Hamza tevekkül ehliyim dersin. Utanmaz mısın? Allah senin karnını acıktırmamaya kadir değil midir?" Ebu Hamza bunu işitince feryad eyledi, üzerini aradı. Hırkasında dikili gümüş parayı buldu, yabana attı. Açlık haddini aştı, kalbine geldi ki Allah Teala :" Surei Bakara 195. nci ayeti buyurur. Yanında bir akça ve bir pare ekmek yok, caiz midir ki helak olasın?" Bu aklından geçeni bildi ki nefs, şeytan iğvasıdır. Ona uymadı. Giderken nagah bir kuyuya düştü. Bir aslan kuyu ağzına gelip bir ayağını uzattı: "Yapış" dedi. Ebu Hamza yapıştı. Aslan onu yukarı çekti, kuyudan çıkardı. Hafiften bir avaz işitti ki:
"Sen bize tevekkül ettin, Şüphesiz ki biz de seni öyle bir şeyle kurtardık ki, o can helak edicidir." Helak edecek yerde , aslan yüzünü yere sürdü ve kuyruğunu buladı, gitti.

Nakildir ki : Hazreti Cüneyd bir gün iblisi gördü ki erenler boyunlarına ayağını basardı. Cüneyd:
"Ya mel'un utanmaz mısın ki bu erenlere küstahlık eder, başlarına çıkarsın." İblis: "Onlar erenler değildir. Zira dünya sevgisi onların gönlündedir. Eğer gerçek er görmek dilersen, filan kaya dibinde bir er var, git gör." Cüneyd vardı, gördü ki Hamza ibadetle meşgul. Sabretti, Namazdan fariğ olunca Hamza: "Ya Cüneyd! Ol mel'un yalan söyler, o gerçek erenleri göremez ve yanından dahi geçemez" dedi.

Ebu Hamza her yıl Kabeye giderdi, İhramını çıkarmaz, su ile yuyuverirdi ki, üzerinde pare pare olurdu. Ebu Hamza vefat edip dünyadan gitti. Ebu Hafs-ı Haddad Hz lerinin katına defn eylediler.

bilgi@tezkiretulevliya.net