Hazreti Şeyh Ali bin Sehl (Kuddise Sırruhu)

Hz. şeyh Ali bin sehli- isfesani kaddesallahu sırrahul aziz meşayıh-i kiram içinde müteayyen idi. Hz.Ebu Türab ve şeyh Cüneyd yarenlerinden idi. Şeyh ve Ebu Osman hz.leri ısfahana geldiler. Şeyh Ali hz.leriyle sohbet eylediler. Ebu Osmanın 30.000 dirhem borcu vardı. Şeyh birgünde ödedi.

Şeyh Alinin sözlerinden: Taat üzere olmak tevhid alameti, muhalif işlerden geri durmak saadet alametidir. Edep, istemek ve aramaktadır. Uçmak (cennet) dahi böyledir. Bir kişi elini güneş zerreleri içinde tuttuğu halde, güneş zerrelerinden elinde birşey kalmadığı gibi, günahtan kararmış gönüllere söz ancak bu kadar tesir eder.

Her kim ibadet ve taat ve amel kılmadan Allah'a yakınlık isterse onun yakınlığı şuna benzer : pencereden içeri giren güneşin şulesi, asıl güneşten ne kadar uzak ise onun da Hak'tan uzaklığı o kadar uzaktır. Zenginliği diledim, halk içinde buldum. Fahri istedim fakr içinde buldum.

Şeyh Ebul Hasan demiştir :
Birgün şeyh Ali Hz.leriyle giderdik. Hz. şeyh Ali nagah : "Lebbeyk" dedi ve aşağı oturdu. Bu kez secdeye vardı. Gördüm ki ne, hali erişti, dedim:
"la ilahe illallah de" .Tebessüm eyledi ve :
"Benim işim bitmiş. Eğer tevhid kelimesini bana şimdi duyurursan, onun azameti hakkı için ondan başka mabud yoktur. Benimle onun arasında izzet hicabından başka nesne yoktur" dedi ve canını hakka ısmarladı. Ondan sonra şeyh Ebul Hasan bu hacalet içinde :
"Ben Allah velisine neme gerek idi ki tevhid kelimesini telkin eyledim. Ve hacalete ve hacalete" dedi.

bilgi@tezkiretulevliya.net