Hazreti Şeyh Ebu Bekir-i Varrak (Kuddise Sırruhu)

Hz şeyh Ebu Bekri Varrak kaddesallahu sırrahul aziz, muamele ve edeb içinde benzer-i yok idi. Hatta ona "müebbed ül evliya" derlerdi. Belh şehrinde otururdu. Hadraviyye yaranlarından idi. Riyazet ve edeb hakkında tasnifleri vardır.

Ondan nakildir; Hızır Peygamber as. ı görmek arzusu onun içine düşmüştü. Her sabah Kur'an okur ve güristana (Kabristan) varırdı. Orada tazarru ve sarilik ederdi. Birgün kapıdan dışarı çıktı. Bir nurani pir geldi ona selam verdi.:
"Bugün beraber sohbet etmemizi ister misin?"
"İsterim" dedi. İkisi sözleşip güristana vardılar. Çok sözler konuştular. Pir gitmek istedi.
"Ya Ebu Bekir ! Bugün seni bire sipare kuran okumaktan alıkoyduk. Ben şol arzuladığın Hızır'ım. Bir saat Hakk'la sohbet, bin yıl Hızırla oturmaktan iyidir". Dedi.
Hızır gibi kişinin sohbeti, Adem'i Allah'tan bırakırsa, geri kalan kişilerle olan sohbeti var kıyas eyle..

Nakildir: Ebu Bekr Hazretlerinin bir oğlu vardı. Kuran öğrenirdi. Birgün benzi sarmış olarak ve titreyerek eve geldi. Babası oğluna:
"Oğul sana ne oldu?" diye sordu.
"Ey baba bugün üstadım, ayet-i Kuran sebak (ders) verdi. Ve anın manasını işittim. Korktum bu hale geldim."
"Ey oğul hangi ayet idi?"
"Surei müzzemmil 17. Ayet idi" dedi. Bu ayetin manası heybetinden hasta oldu. Ecel döşeğine düşüp öldü. Atası kabrine varır ağlardı. Ve kendisine hitaben derdi ki:
"Ey Ebu Bekr senin oğlun bir kuran ayeti işitti, Allah korkusundan can verdi. Sen Kuranı bunca hatmeyledin. Ömrün ahire erdi. Hiç Allah'dan sen anın kadar korkmaz mısın? Senin gönlün kara taştan mı? Hiç nesne tesir eylemez?"

"Bir kişi kendisinden öğüt istedi. Ona:
İki cihanın şerri mal çokluğunda, Hayrı ise Allah'ın verdiğine kanaat etmektir. Var bu öğüdü tut, necat bulasın" dedi.

bilgi@tezkiretulevliya.net