Hazreti Şeyh Yusuf Esbat (Kuddise Sırruhu)

Hz Şeyh Yusuf-ı Esbat, kaddesallahu ruhahul aziz, zahidlerin ulusu idi. Anasından yetmiş bin kızıl altın miras kalmıştı, bir akçasını kabul etmedi. Hurma yaprağını zembil örer satardı. Çok meşayıhlar yüzünü görmüştü.
Nakildir : Birgün hazreti Yusuf Hüzeyfe'ye yazdığı mektupta "Senin üzerine olsun ki dünyadan sakınasın, Allah'dan korkasın ve emrine muti olasın" diyordu.

Herkim ilim, Kur'an okuyup da ondan zevk bulmayan sağırdır.
Her kimin gönlüde altın, gümüş ve dünya sevgisi, ahret sevgisinden artıktır, o kimseye acebdir, imanını eğer kabre selametle iletibilirse.

Sordular : "Tevazuun ve alçaklığın aslı nedir?
"Sabah vakti evinden taşra çıkarsın. Kime uğrasan onu kendinden yekrek bilesin. Tevazuun haddi oldur ki herkim sana hak söylerse kabul edersin, senden aşağılık ise, onu kendinden ulu bilesin. Tevazuun haddi oldur ki ve mum gibi yumuşak olasın. Deve gibi yedilesin. Herkim sana söverse onu övmek yerine bilesin ve her işte Allah'a rücu eyleyesin, her ne zaman sana hayırdan, şerden bir şey erişe, şükreyleyesin.

Arif oldur ki artmaklığı Haktan, eksilmeyi nefsinden bile. Gönlü hak ile eyleye. Halktan münkatı ola.
Sıdk nişanı dörttür. Evvela: söylemezden evvel sözünü vezn eylemek, ikincisi: ol nesnelerden ırak olmak sonra onlardan utanarak zür dilemek, üçüncüsü dilini, gözünü, kulağını sakınmak, dördüncü : Kendi halini beklemek ve onu fariza bilmektir.

bilgi@tezkiretulevliya.net