Hazreti Şeyh Osman Hayri (Kuddise Sırruhu)

Şeyh Osman Hayri, Kuddise sırrahul aziz, bu taifenin güzidelerinden idi. Ulular ittifak ederler ki Allah haslarından üç kişi vardır, Biri Nişabur'da Osman Hayri, Bağdad'da Cüneyd, Şam'da Ebu Abdullah-i Cella'dır.

Tufulet halinde daim diri idi. "Gönlüm karar tutmaz hakikat arar" derdi.
Osman Hayri mektebe giderken ardınca rümi, türki, kişmidi ve Habeşi olmak üzere dört kul yürürdü. Ona altın divit götürlerdi.
Birgün giderken yolu bir kervansaraya uğradı. Orada bir yağız eşek gördü ki gayet zayıf olmuş, arkasından kan akar, kaşınmak ister kaşınamazdı. Osman kullarına:
"Siz benim neyimsiniz? "Diye sordu.
"Kullarınız, ne buyurursanız biz onu tutarız" dediler. Osman:
"Eğer beni severseniz bu eşeği tutun, arkasını yıkayın" dedi.
Yudular, tımar ettiler. Osman başından tülbenti çıkarıp yağrına sardı ve bağladı. Ot alıverdi. Eşek dilegeldi: "Sen beni hoş tuttun. Evliyalar da seni hoş tutsun" dedi. Eşekten bu sözü işitince nara vurup bihod oldu. Kendine gelince ağlıyarak Yahya bin Muaz katına vardı. Atasından anasından kesildi. Yahya'nın sohbetinde daim, riyazet ve tatla meşgul oldu.

Nakildir ki Osman Hayri Hazretleri gayet mütevazi, selim-i nefs ve götürücü sultan idi. Bir gün bir münkir onu davete götürdü. Kapısına varınca dedi ki:
"Boğazın için, it gibi bana uydun, geldin. Evde birkaç adım gitti. O münkir gine çağırdı.
"Gel evde nesne varmış"
Osman yine geldi, bu kere yine:
"iti kovunca gider illa sen gitmezsin, evimde nesne yoktur" dedi. Gitti ve yine çağırdı. Osman yine döndü. Nakildir ki otuz defa çağırıp, kovdu. Hazret yine incinmedi ve gönlü melul olmadı. Otuz birincide ol münkir onun sabrı ve tevazuunu, halim ve selimliğini görerek dedi ki:
"Sultanım, küstahlık ettim, Seni davet edip kovdum, hiç mütegayyir olmadın ! Şeyhin ayağına düştü özür diledi ve ağladı. Hz. Şeyh kaddesallahu sırruhu " Benim bu ettiğimi bir it de eder, erenler işi daha artık olur" dedi. O münkir onun elini tuttu, tevbe eyledi ve müridi oldu.

Nakildir: Bir kişi şeyh hazretlerine "Ne dersin ol kişiye ki ademiler, karşısına el bağlayıp dururlarsa gönlü hoş olur? Durmazlarsa nahoş olur ?" Hazreti Osman :
"O kişide Firavn ve Nemrut sıfatı varmış" dedi.
Ve der ki : "Dört nesne anın katında bir olmayınca, er kemal derecesine eremez. Men, ata, izzet ve zillet."
Yer yüzünde aziz nesne üçtür. Amil olan alim, tamaı olmayan mürid, Hak sıfatlı sofi.
Tevazu aslı üçtür : Acizliğini, muhtaçlığını, günahlarını bilmek.
Yakin oldur ki yarınki endişeyi terkeyleye.
Gerçek muhabbet oldur ki mahbubdan gayrisini gönlünden çıkara.
Saadet nişanı Allah'dan korkmak ve ona itaat etmektir. Şekavet nişanı da Allah'dan korkmayıp günah işlemektir.
Allah'dan ırak olmaklığın sebebi üçtür : Evvel dünyaya tama etmek, ikincisi halkı ağırladığiyle övünmek, üçüncüsü nefsine uymak.

İhlas oldur ki onda hiç nefsin hazzı olmamaktır. Sıdk-ı niyettir, Namaz ve sadakada halkın görmesinden sakınmaktır.

Nakildir ki ölüm ona geldi. Oğlu yakasını yırttı. Osman onu tuttu ve," Zahirde sünnete hilaf eylemek münafıklıktandır" dedi. Nitekim Peygamberimiz s.a buyurur : "İçinde ne varsa kaptan o sızar" bunu dedi. Sefayı kalb ve huzur-ı tam ile can-ı pakını Hakka ısmarladı.

bilgi@tezkiretulevliya.net