Hazreti Şeyh Ebul Hüseyn Nuri (Kuddise Sırruhu)

Şeyh Ebul Hüseyn Nuri Kaddesallahu ruhahul aziz, kut-i vakit idi. Buna "Emir-ül Kulüb" ve "kameris sufiyye" derlerdi. Sırrı Sakati'nin müridi idi. Nuri diye adlandırılmasının sebebi karanlıkta söz söylerken mubarek ağzından nur çıkardı.
Sahrada bir savması vardı. İbadet ederken gece nur balkırırdı (parıldardı) . Kendinin dahi yüzü parlak idi. Ak benizli ve ak sakallı nurani bir pir idi.

Hazreti Ahmed-i Harrar derdi ki : Hüseyn gibi, taat kılıcı kimse görmedim. "
"Cüneyd' den de artıkmı?" dediler:
"Onun hali ayrı, bunun hali ayrıdır. Zira her birinin bir türlü muamelesi olur. Onları Allah'dan başka kimse bilmez" dedi.

Ebul Hüsyn Nuri Hazreti der ki: "Bunca yıllar mücahede ve riyazet çektimse de bir türlü nefsimin elinden kurtulamadım. Nefsime dedim ki: Gel şu eve gir, seni yavuz uğrular gibi bırakayım, zindan çektireyim. Diri kalırsan devlet senindir. Eğer ölürsen bari hak yolunda ölmüş olasın" dedim. Kırk yıl böyle eyledim.

Birgün Cüneyd Bağdadi Hazretleri, Şeyh Nuri hazretlerinin kapısına geldi. Hali gayet galib olmuş, benzi sararmış, başını aşağıya bırakmış oturur. Katına varınca başını kaldırdı, birkez yüzüne baktı. Cüneyd, heybetinden düştü. "Ya Cüneyd !otuz yıldır onun heybeti benim içimde belireli gussam katı olmuştur. Benliğimden mahv olmuştum. Bu hadiseden sonra Cüneyd yarenlerine " Eğer dirlik öğrenmek isterseniz bundan öğreniniz" tavsiyesinde bulundu.

Hazreti nuri bir gün halvette münacat eylerdi. Hazreti Cafer Halidi der ki:
"Benden onun haberi yoktu: 'İlahi ! şol tamuya mustahak olan kullarını sen yarattın. Bunları yarın tamuya koyup azab edeceksin. Bunlar için beni tamuya koy. Ve bunlara edeceğin azabı, ilahi bana eyle." Derdi. Bu sözü işittim mutahayyir oldum . O gece düşümde Hak Tealadan bana nida geldi.
"Ya Cafer ! Nuri'ye var. Şol şefkatin berakatına eriştin de"
Çün uykudan uyandım. Nuri'ye bu sözü söyleyince nara urdu, vecd haline düştü.

Şibli hazretleri der ki: "Birgün Nuri hazretlerinin halvetine vardım. Murakabe ile oturmuş gördüm.
"Bu murakabeyi kimden öğrendin?"
"Kediden öğrendim, gördüm ki kedi sıçan deliği karşısında nice gözetir ve hazır durur. Allah'ını isteyenin öyle gözetmesi gerekmez mi?"

Nakildir:
Birgün uykuya varmıştım. Bir uğru gelip benim donumu uğralamış. Donumu aradım, bulamadım. Bir saat sonra uğru geldi, donumu getirdi. Eli kurumuş. Bana yalvardı ve tevbe eyledi. Ben de dua ettim derhal eli dürüst oldu.

Nakildir: Bağdat şehrine ateş düştü. Birçok evler yandı. Bir hocanın iki oğlu ateş içinde kaldı. Atası, anası feryad eylediler, çare bulamadılar. Hazreti Nuri oradan geçerken oğlancıklar o halde gördü. Derhal ateş içine girdi ve ikisini de çıkardı.
"Sanasın ki o ateş ona gülistan idi. Çocukların atası Nuri'nin önüne bir kese altın koydu." Nuri altını alırsa, oddan oğlan çıkaramaz olur "diye cevap verip gitti.

Nakildir: Hazreti Nuri yoldan giderken gördü ki bir yoksul kişinin eşeği ölmüş, yükünü yere bırakmış. O yoksul ah edip ağlar. Hazreti Nuri birkez ayağıyla eşeği tepti.
"Kalk burası yatacak yer midir?" dedi. Hak Taala hazretlerinin emriyle eşek dirildi. Ol miskin yoksul sevindi. Yükünü yükletti işine gitti.

Hazreti Cüneyd hasta oldu. Hazreti Nuri onu sormağa vardı.Biraz katında oturdu. Giderken yarenlerine Cüneydin hastalığından her biriniz götürün dedi. Çün gittiler ve Cüneyd de sağ oldu, kalkıp oturdu. Sordular:
"Müslümanlık nedir?"
"Müslümanlığın kilidi olan peygamber sav. ın sünnetlerine mutaabattır."
Sofi oldur ki canları beşeriyet kirlerinden safi ve nefis afetlerinden hali ola. Hiçbir nesne onu bağlamaya, ne malik ola, ne memluk ola.

Tasavvuf, ne rusum ne ulumdur. Allah hulklarından bir hulktur. Nitekim peygamber sav. buyurur. "Allah hulklarıyla hulklanın". Allah'tan korkan hizlandan (Allah'ın tevfikinin kesilmesi) ve masiyet halinden Allah'a sığınır. Ve taatten de hali kalmaz.

bilgi@tezkiretulevliya.net