Hazreti şeyh Hatem-i Esam (Kuddise sırruhu)

Şeyh Hatem-i Esam kaddesallahu sırrahu Belh meşayihinin ulularından idi. Cüneyt gibi aziz, onun hakkında:
- Bu zamanın sıddıkı Hatem-ül Esam'dır demiştir. Tasnifleri vardır. Mubarek kulağı sağır değildi. Fakat Hatem-i Esam dediklerinin sebebi: Birgün ona birşey sormağa bir kadın geldi. Konuşurken kaza ile o avretin yeli uçtu. Hatem kendini işitmeze verdi:
- Yüksek söyle, kulağım ağırdır, işitmiyorum dedi. Ta ki o kadın hacil olup utanmasın diye yaşadığı onbeş yıl müddet içinde Hatem kendisini sağır hesabına koydu. Kadın ahirete intikal ettikten sonra bunu devam ettirmeğe lüzum görmedi. Ona sağır demelerinin sebebi bu idi...

Hatem'in hatunu da saliha ve kerameti zahir olmuş idi. Birgün Hatem Hazretleri gazaya gitmek istedi. Avretine:
- Ben dört aylık sefere giderim. Bu dört aylık müddet içinde ne kadar nafaka istersin? diye sordu. Avreti:
- Diri kalacağım kadar nafaka bırak. Hatem:
- Dirirliğin ve ölümün benim elimde değil Hak Tealanın elindedir. Avreti:
- Öyleyse benim rızkım da senin değil. Cenabı Hak'kın yedindedir. Hatem bu sözü beğendi ve ona dua kıldı.
Komşu hatunları gelip, Hatem'den niçin nafaka istemedin? dediler. Cevaben:
- O da benim gibi rızık yiyicidir, verici değil...dedi. Hatem
Hz.leri gazada bir kafirle karşılaştı. Kafir Hatem'i yere yatırdı. Bıçakla boğazlamak isterken Hatem, okla avretinin kafiri öldürdüğünü gördü. Ve yine Hatem'in gözünden kayboldu.

Hatem Hz.lerine bir kişi:
- Bana namaz öğret, Hatem:
- Evvel abdest al, dışını su, içini tevvbe ile arıt. Ondan sonra mescide var, kabeyi iki kaşının arasında, Azraili arkanda, cenneti sağ, cehennemi sol yanında, sırat köprüsünü de ayağının altında farzet, hepten gönlünü Hak'ka ver ve Hak'kı bil. Azametle tekbir al, korkuyla otur. Heybetle Kur'an oku, tazarru ile rüku eyle, tevazu ile secde kıl ve zarılıkla tahiyyat oku ve Allah'a selam ver. İnşallah kabul olur dedi.
Ve derdi ki:
- Zamanımızın alim ve zahitlerinin tekebbürlüklerini teraziye koyup tartsalar, beylerin tekebbürlüğünden ağır gelir.
- Gökcek(güzel) yerlere mağrur olma, ceennetten gökcek yer olmaz, Adem ile Havva a.s. isyanı orada ettiler. Amel çokluğuna mağrur olma, iblisten artık amelin olamaz, melun oldu. İlim çokluğuna mağrur olma. Bel'am bin Baur'un ilminden çok olmaya ki son nefeste dünyadan imansız gitti.

- Dört ölümü tatmadıkça, Hak'ka layık olunmaz: Evvel: Mevt-i ebyad ki açlıktır, ikinci; mevt'i esved ki eza ve cefaya tahammüldür, üçüncü; Mevt'i ahmer ki nefse muhalefettir, dördüncü; mevt'i ahkar ki eski palas ve avam elbise giymektir.
Gönül beş türlüdür: 1- Ölü, 2-Hasta, 3-Gafil, 4-Uyanık, 5- Sağ: Arif olan bunların cümlesini bilir.

Münafıkların nişanı odur ki, dünyaya hırsla sarılır. Men ve nehyde şekkeder. Sadakayı riyayla verir.. Mü'minin nişanı odur ki, ne verirse Hak için verir, cümle işini Hak için eder.
Gazilik üçtür: Küffarla, şeytanla ve nefisle uğraşmaktır ki ta ölünce veya öldürülünceye kadar.
Beş yerden gayri yerde acele şeytandandır: O beş şey şunlardır: 1-Misafire taam yedirmekte, 2-Ölüyü defn etmekte, 3- Kızı ere vermekte, 4- Ölüm gelmeden tevbe etmekte, 5-Vakti geçmeden namazı kılmakta...

Nakildir: Birgün Hatem'e bir nesne verdiler, kabul eyledi. - Ya şeyh! sen kimseden nesne kabul eylemezdin bunu neden kabul eyledin diye sordular. Dedi ki:
- Kabul etmekliğin içinde kendi horluğumu ve onun da azizliğini gördüm. Geri vermekte de benim azizliğimi onun horluğunu gördüm. Onun azizliğini kendi horluğuma tercih ettim.
Horasan'da büyümüş, Şakik-i Belhi'nin müridi, ve Ahmed-i Hadruiye'nin şeyhi idi.

bilgi@tezkiretulevliya.net