Hazreti imamı Hanbeli (Kuddise sırruhu)

İmam Hanbel r.a., vera, takva, riyazet ve keramet içinde acaib hallere sahipti ve duası müstecabtı. Zünnunu Mısri ve Bişri Hafi, Marufi Kerhi ve Sırrı Sakati (Kaddesallahu ervahüm) ile sohbet ederdi.

Ahmet Hanbeliyi tutup Halife önüne getirdiler.
"Kuran mahluktur de" dediler. Halife sarayının önünde bir çavuş duruyordu.
"Ya imam korkma! Hakkı koyup batıl söyleme, ben bir kere uğruluk ettim. Beni sopa ile dövdüler. Haksız olduğum halde ikrar eylemedim. Sen ise haktasın ne korkarsın?" dedi. Onun sözü Ahmed'e kuvvet olmuştu. İçeri koydular. Kocalmış ve riyazetten zayıf olmuştu. Elini ardına bağlamışlar, kamçı ile vururlar "kuran mahluktur de" derlerdi. Nagah Ahmed'in iç donu çözüldü. Gaybdan bir el çıkıp Ahmed'in donunu bağladı. Ol kerameti görünce Ahmed'i salıverdiler.

Nakildir ki: Bir gencin anası kötürüm oldu. Oğluna dedi ki: "Benim senden hoşnud olmamı istersen git imam Ahmed'e yalvar, benim için dua kılsın da ben hoş olayım" dedi. Yiğit kalkıp Ahmed Hanbel'in kapısına geldi. Ahmed:
"Kimdir?" dedi. "Hacetim vardır" dediyse de Ahmed kapıyı açmadı "hacatını Allah bitirsin" dedi. Ol yiğit anası katına geldiği zaman anasının kötürümlüğünü gitmiş gördü.

İmamı Hanbel birgün bir ırmaktan abdest alıyordu. Bir kişi de yukarısında alıyordu. Ahmed'i görünce ol kişi oradan kalkıp, aşağı yanına geçti. Bunun gibi kişinin yukarısından abdest almak edebe muhaliftir" dedi. Vakta ki bu zat ahrete gitti. Rüyada görüp sordular:
"Allah Teala sana ne eyledi?"
"İmamı Ahmed'e eylerdiğim bir hurmet yüzünden rahmet eyledi ve yarlıgadı" dedi.

Nakildir: Ahmed der:
Bir kez hacca giderdim. Bir yerde bir arap gördüm. Yol sormak için yanına gittim. Bir parça da ekmek verdim. Bana dedi ki:
"Ey Ahmed, Kabeye gidersin, Kabe sahibinin verdiği rızka razı değil misin ki ekmek götürürsün. Bu sözü işitince içime gayret odu düştü. Fikre daldım. Bana dedi ki:
"Ya Ahmed niçin fikre düşersin, Allah'ın her bucaktan öyle kulları vardır ki bir kez nazar kılsalar dağlar hep altın olur."
Baktım gördüm ki dağlar ve yerler hep kıpkızıl altın olmuş. Ben ol heybet içinde iken hafiften bir avaz işittim:
"Ol gördüğün öyle bir kuldur ki, eğer dilerse onun için göğü yer, yeri gök ederim. Onu sana gösterdim, bir daha görecek değilsin" dedi. O anda o ademe baktım göremedim.

Ahmed'in bir kere duvarı yıkılmış idi. Şakirdlerinden birinin komşu duvarından biraz toprak alıp çamura kattığını gördüğünden Ahmed o şakirdini:
"Bana yaramazsın" diye katından kovdu, duvarı ayrı çamurdan yaptı.

Ahmed bin Hanbel' e sordular.
"Tevekkül nedir?"
"Allah'ı bilmek ve Rezzaklığına itimat edip inanmaktır" dedi.
"Rıza nedir" Dedi ki:
"Kendinin bütün işlerini Hak'ka ısmarlayıp hayır, şer ne gelirse razı ola."
"Muhabbet nedir?" dediler:
"Bunu Bişri Hafi'ye sorun, buna cevap veremem. O diridir ondan utanırım". Dedi.
"Zühd nedir" dediler:
"Üç türlüdür, evvel haramı terk eylemek, bu avam zühdü. İkincisi helalin de çoğunu terkeylemektir, bu hasların. Üçüncüsü nesneleri terkeylemek ki seni Allah'dan alıkor; bu da ariflerin zühdüdür.

Ahmed bin Hanbel halk canını Hakka ısmarladı. Cenazesi götürülürken havadan kuşlar gelirler, kendilerini ol cenazeye vururlardı. O gün kırk Yahudi ve ateşperest zünnarlarını kesip Müslüman oldular.

Muhammed bin Cerir Hazretleri der ki:
Bir gece düşümde Hazreti gördüm. Hızlı giderdi. Bu ne gitmektir dedim, uçmağa giderim dedi. Allah Teala sana ne eyledi dedim? Rabbim beni yarlıgadı. Başıma taç, ayağıma altın nalın giydirdi ve buyurdu ki: "ya Ahmed bu onun içindir ki Kur'ana mahluk demedin." . Vefatı 241.

bilgi@tezkiretulevliya.net