Hazreti Şeyh Süfyani Sevri(Kaddesallahü sırrahul aziz)

Hz şeyh Süfyani sevri kaddesallhu sırrahu, meşayihin kibarından olup, halifeliği kabul etmedi. Ulumu zahir ve batın içinde naziri yoktu..

Birgün mescide evvela sol ayağını basıp girdi. Bir avaz işitti:
"Ya Sevr! Niçin sağ ayağını basıp girmezsin!" Süfyanı Sevri ol avazı işitince düştü, bayıldı. Aklı başına gelince eliyle sakalına yapışıp, yüzüne birkaç şamar vurdu. Bir sünneti terk edip edepsizlik etmele adını sığır koydular. Daha ziyade edepsizlik edersen kıyas eyle ki ne derler. (Sevr erkek sığır, öküz demektir)

Birgün ayağını ekin içine bastı. Avaz geldi:
"Ya Sevr! Kaçan kim kula Hak'tan inayet erişse onu  ayağını ve cemi endamını yaramaz işlerden saklaya."

Süfyani Sevri tamam yirmi yıl gece uykusu uyumadı. Birgün halife mescide namaz kılıyordu. Eliyle sakalını karıştırıp oynardı. Süfyan dedi ki:
"Bu kıldığın namaz değildir. Yarın kıyamet gününde yüzüne vururlar." Halifeye de bu söz güç geldi. Saraya gelince "Süfyanı getirin hakkından geleyim" dedi, adam gönderdi. Süfyan o vakit yatıyordu. "Uyandırın onunla sözümüz vardır" dediler. Süfyan uyanık idi.
"Ne ahvaldir?" diye sordu. Haikayet edildi:
"Halife seni istemiş." Gözlerinden yaş aktı ve dedi:
"Bari Hüdavenda! Halifeyi sana havale ettim". Bu söz ağzından çıktığı saat halife tahtı üstünde otururdu. Bir zelzele oldu ve cemi kavmini helak eyledi. Süfyanın yanındaki iki bir taaccüb eylediler:
"Duanın böyle tez müstacab olduğunu gördüğümüz yoktu" dediler.: Süfyan:
"Bizim de bu dergaha yüz suyu döktüğümüz yoktu" dedi. Sonra gelen halife tahta oturdu. Süfyan Hazretlerine gayet muhib ve mutekid idi. Süfyan Hz.leri hasta oldu. Halifenin gayet sadık hristiyan bir tabibi vardı. Süfyanı tedaviye gönderdi. İdrarını şişeye alıp baktı. Başını salladı, ağladı. Bu serverin Allah Teala korkusundan ciğeri pare pare olmuş dedi. Filhal zünnarını kesip Müslüman oldu. Halife:
"Biz sandık ki hekimi hastaya gönderdik, Meğer biz hastayı Hekime göndermişiz." Dedi.
Süfyan'ın gençlik halinde beli bükülmüştü. "Bu nedendir? Senin akranların hep dinçtir. Senin böyle zayif kaldığın sebebini izah et" dediler. Süfyan:
"Gayet alim bir üstadım var idi. Ben ondan talimi ilim ederdim. Bu zata ölüm hali geldi. Ben başucunda oturdum. Nagah gözünü açtı.  Bana bakıp dedi ki: "Ey Süfyan! Görür müsün ki bana ne ederler? Elli yıldır halka ders gösteririm. Ve halkı doğru yola kayırırım. İmdi işbu vakit seni bana gerekmez derler" dedi. Nice kim iman telkin eyledim, getirmedi. Dünyadan imansız gitti. İmdi bir kişi bunu böyle görünce beli iki bükülmez mi?" dedi.

Süfyan'a biri hediye getirdi. Kabul etmedi.
"Niçin kabul etmedin?" dedi. Söyledi:
"Senin kardeşin benden hadis okur. Korkarım ki senin malından ötürü ona meylim olur" dedi.
Süfyan birgün ekmek yerken bir lokma kendi ısırır, bir de köpeğe verirdi.. Dediler:
"Niçin çocuklarınla beraber yemezsin, köpeğe verirsin?"
"Köpek uyumaz beni saklar, Eğer avrata ve oğlana verirsem beni taatten alıkor." Dedi.
Ve der idi ki: Her kim ihlas ile bir amel işler de ve sonra o amelle öğünerek, ben şunun gibi amel eyledim dese; kabul olmuş o amel iyilik divanından silinir, riya divanına yazılır.

Süfyan der idi ki: "Dört haslet kafirlik getirir. Bir kişiyi görmeden gıybetini eylemek. Zira kişinin ayıbını söylemek gıybetini söylemektir, gabya hükümdür. Gayba hüküm de küfürdür. Müslümanların malına hased eylemek, Allah'ın verdiğini reva görmemektir. Herkim Allah'ın verdiğini reva görmezse kafirdir. Haram mal devşirmek, kıyamet hesabına inanmamaktır. Her kim kıyamet hesabına inanmazsa kafirdir. Günahım çoktur deyu, Hak rahmetinden ümid kesmek. Hak rahmetinden çok görmüş olur. Bu da küfürdür."

Süfyan ömründe abdestsiz yürümedi.
Dünyadan göçünce şu nidayı işittiler: "Hak teala'nın Salih ve perhizkar kulu öldü". Büyük bir zat onu rüyada gördü. Ve sonra:
"Bu mertebeyi nerede buldun?"
"Verada buldum".

bilgi@tezkiretulevliya.net