Hazreti Şeyh Abdullah ibni Mubarek (Kaddesallahü sırrahul aziz)

Abdullah ibni Mubarek Hz.lerine Şehinşahı Ulema derlerdi. İlim ve şecaat, hüner ve sehavet içinde naziri yok idi. Tasnifleri meşhurdur. Tevbesinin sebebi: Bir avrata aşık idi. Kışın soğuk bir gecede maşukasının evinin diyarı altında durdu. Maşuka da divar üstüne çıkmıştı. Biribirine karşı hayran olup durdular. Müezzin sabah ezanını okurken, Abdullah yatsı ezanıdır sanıyordu. Gün doğmaya başlayınca bildi ki aşka gark olmuştu. Maşukası dedi ki:
"Ey mubarek oğlu! Utanmaz mısın ki bütün gece nefsin için ayakta durursun. Eğer imama uymuş olaydın, imam da namaz içinde kuranı uzataydı melul olurdun. Abdullah bu sözü işitince içine ateş düştü. Derhal tevbe eyledi. İlim ve kuranla meşgul oldu. Bir mertebeye erişti ki, birgün anasının evinde uyurken anası geldi, gördü ki kim bir yılan bir nergis dalını ağzında tutmuş, Abdullah'ın sineklerini kovalıyordu.

Abdullah Merv şehrinden Bağdad'a geldi. Bir eyere indi. Atını salıverdi. Namaza durdu. At gayet pahalı değerde olduğu halde bıraktı gitti.
Bir yıl hacca gidip Hacdan fariğ oldu. Uykusu geldi. Rüyasında gökten iki melek indiğini gördü. Birbirleriyle : Bu yıl hacda üçyüz bin kişi vardı. Fakat hiçbirinin haccı kabul olmadı, diye konuşuyorlardı. Abdullah uyku halinde : "Bu kadar uzak yerlerden gelen bunca kimselerin emekleri zayi mi oldu?" Dediler:
"Şam içinde bir eskici vardı ona Ali bin El-Muvaffak derler, bu yıl hacca gelecekti gelemedi. Fakat mücerret niyetiyle haccı kabul olundu. Ve cümle hacıları da ona bağışladılar." Abdullah anlatıyor. Uyandıktan sonra "Bu zatı gidip göreyim" dedim. Şama gelip aradım, buldum.
"Adın nedir?" dedim.
"Ali bin El-Muvaffak'tır " dedi. İşini sordum. "Eskiciyim" dedi. Rüyamı söyleyince, Ali bin el Muvaffak nara vurdu. Düştü. Bayıldı. Aklı başından gitti. Kendine geldiği zaman:
"Bu ne haldir?" diye sordum. Dedi ki:
Ya şeyh, üç yıldır hacca niyet ederim. Paramın kifayetsizliğinden gidemedim. Bu sene 500 akçeye iblağ ettim. Hareket edeceğim sırada komşudan bir et kokusunu duyan ve hamile olan refikam çocuğu düşürmesin diye, bana biraz olsun istemem için ısrar etti. Gittim. Eti pişiren evden biraz taleb ettim. Vermediler. Esbabını izah eden zat, üç gündür çocuklarının aç olduğundan bahsile, ölmüş bir eşek etinden kestiği ve alıp getirdiği, çömlekte kaynayan etin bu olduğunu anlattı.
"Zaruret halinde biz yiyeceğiz, fakat size haramdır nasıl vereyim ki" dedi ve ağladı.. Çıkardım 500 akçeyi sadaka verdim. Bu yıl benim haccım bu olsun dedim.

Nakildir : Abdullah'ın bir kulu  vardı. Efendisine hergün bir akça verecekti. Birisi :"Senin kulun hergece kabir açar, kefen soyar" haberini verince Abdullah gece olunca ardına düştü, gözetledi. Kulu bir kabir açtı, içine girdi. Bir zaman içinden çıkmadı. Abdullah yanına gitti. Gördü ki bir mihrab var. Ol kul bir palas giymiş yüzünü secdeye koymuş. Öyle görünce Abdullah da ağladı ve geri dönüp evine geldi. Namazla meşgul oldu. Sonra gene geri geldi. Gördü ki kim kul namaz kılıyor. Sabah yaklaşmıştı. Diyordu ki:
"İlahi! Ol mecasi efendim benden nesne diler. Müflisler sermayesi sensin ve benim hacetimi sen bilirsin".. Derhal gök yüzünden bir nur indi. Ol nur içinde bir kızıl altın geldi, kulun başına düştü. Abdullah görünce takatı kalmadı. İleri vardı, kulunu kucakladı ve gözünden öptü. Kul hocasını görünce kaygılı oldu. Hakka niyaz eyledi:
İlahi Çün benim pendimi yırttın, zarımı aşikare eyledin artık dünyada rahatım kalmadı.. İzzetin ve Celalin hakkı için canımı al dedi. Derhal düştü, can verdi. Abdullah mutehayyir oldu. Dostlarına haber verdi ve kulunu kendi eliyle yıkayıp namazını kıldı.

Abdullah dedi: Her kimde edeb yoktur sünnetten mahrum olur. Herkim sünnet beklemez, farizadan mahrum olur. Her kim fariza beklemezse marifetten mahrum olur. He kim marifetten mahrum olur, tevhidden mahrum olur. Her kim tevhidden mahrum oldu, kafir oldu…

bilgi@tezkiretulevliya.net