Hazreti Şeyh Hasan Basri (Kaddesallahü sırrahul aziz)

Şeyhul meşayıh Hasan Basri (Kaddesallahu ruhahu) Ümmü Seleme R.A Hz.nin kardeşinden doğmuş ve Ümmü Seleme'den süt emmiştir. S.A.V Efendimizin hatunu olan Ümmü Seleme buyurur ki : Hasan küçük çocuk idi. Peygamberimiz Hz.nin bardağındaki suyu içti. Resulu Ekrem  sual buyurdu:

"Benim bardağımdaki suyu kim içti? "
"Hasan içti" dediler.  Risaletpenah Efendimiz dua buyurdular:
"Hasan ne kadar su içti ise küllüsü ilim olsun."

Bir gün Hz. Habibi kibriya Ümmü Seleme nin hücresine teşrif buyurdukları vakit Ümmü Seleme Hasan'ı  dizine almış idi. Peygamberimiz de kendi dizine alıp dua buyurdular. Ne keramet buldu ise Hasan o dua berekatında buldu. Hasan Basri doğduğu zaman Hz. Ömer'e getirdiler. Ömer R.A "Hasan adı veriniz zira yüzü Hasendir." buyurdu.

Ümmü Seleme Hasan'a dua ederdi: " Allah'ım Hasan'ı din içinde imam kıl, ümmet ona iktida edip uysunar." Duası kabul olarak imam oldu. Yetmiş yıl içinde abdestsiz yere basmadı. Halkdan külliyen munkatı' olup duru idi. Büyük bi meclisde biri sordu:
"Hasan acaba niçin bizim büyüğümüz oldu". Yaşlı bir zat cevap verdi:
"Cümle halayık ilim içinde ona muhtaçtır. O fariğdır. Bir arpa kadar halka ihtiyaç göstermez. Sizden fazlı onun içindir " dedi.

Hasan Basri Hz.leri her hafta vaaz ederdi. Fakat Rabia karşısında olmadıkça derse başlamazdı. Bir gün birçok beyler vaazını arzu ederek geldiler. Rabia olmadığı için mubaşeret etmedi.
"Bir kadıncağız olmazsa ne olur?" Dediler.Hasan Hz leri :
"Bir lokma ki fil için hazırlanmıştır, karınca ağzına sığar mı?" Buyurdu. Vaazı arasında şevk içinde kalan Hasan Basri Rabia'ya hitap ederdi:
"Ey kilim giyen hatun benim olduğum senin gönlün ıssılığından. Ateşindendir" derdi.
"Bu kadar cemi gafir vaazına geldiğinden neş'elenir misin?" sualine:
"Biz avam kalabalığına şad olmayız, lakin bir gönül ehli gördüğümüz vakit neş'emiz artar, şad oluruz" dedi.
Sordular:
"Müslüman nedir ve kimdir? "
"Müslümanlığın şartı kitab içindedir ve müslüman toprak altındadır. "
"Dinin aslı nedir?"
"Vera'dır; yani haramdan ve şüpheli nesnelerden sakınmaktır. Ve tama' vera'ı batıl eder" dedi.
"Uyuyan gönlümüzü uyandır" diyen cemaate hitaben:
"Uyuyan gönlü uyandırmak kolaydır, sizin gönlünüz ölmüştür, zira hiç hareket etmez" deyince;
"Bizi biraz korkut" dediler.
"Eğer bugün korkarsanız yarın onda emin olursunuz. Vah o kişinin haline ki korkmaya" dedi. Dediler ki:
"Bu kadar halk, meclisinde mes'ele öğrenir sana itiraz ederler." Buyurdu:
"Hak Teala kendi azametiyle halk dilinden kurtulamadı. Ben zerreyim" dedi:

Haccacı Zalim; Hasan Basri Hz. lerini korkutmak için bütün maiyetiyle vaaza gelmişler, mübarek hiç futur etmeyerek derse devam edince Haccac demiş ki:"dünyada er isterseniz Hasan'ı görün".

Hazretin bir müridi Kur'an sesini işitince nara eder düşerdi. Hasan Basri bir gün "böyle yapma" diye buyurdular emirlerine karşı:
"Ya şeyh kendi elimde değildi" deyince:
"Eğer gelsin diye böyle edersen Rahmanidir, eğer çağırmıyorken bağırırsan şeytanidir." Buyurdu.

Bir yıl Basra şehrinde kıtlık oldu; bir sene yağmur yağmadı, duaya çıktılar . Hasan Basri minbere çıktı va'az ve dua etdi. "İsterseniz yağmur yağsın Hasan'ı Basra şehrinden koğun", deyince halk ağlaşdı.

O kadar Hak Teala Hz .nden korkardı ki sanki celaf elinde durmuş gibi daima melül mahzun idi. Bir gün bir zat şu Hadis-i şerifi okudu: "Tamudan bin yıl sonra Henna isimli bir kişi zuhur edecektir". Mübarek Hasan ağlayıp, "Hadis-i şerifte ismi zikredilen Henna ben olsaydım . Korkarım ki hak yolundan çıkarım, Rabbimize asi olurum da dergahı izzetden kovulurum " dedi.

Mervidir: Hasan Basri Hz.leri namazgahında namaz kılarken kapı önünde birisi  oturmuş üzerine sular gelmiş. Pis su olmasın diye araştırılan bu zata Hasan Hz.leri "ben asinin göz yaşıdır" demiş.

Bir cenaze namazını kıldıktan sonra kabre konulduğu zaman Hasan Hz.leri kabir üzerinde o kadar ağladı ki toprak ıslandı. Sonra dedi ki: "Müslümanlar kabir ahiret menzilinin evveli, dünya menzilinin ahiridir. Madem ki hepimiz sonunda işbu yere gireceğiz, dünyada nasıl şad olup gezeriz" bütün cemaat ağlaştılar.

Meğer Hasan Basri çocuk iken bir kabahat yapmış, bundan daima nedamet duyarak bu kabahati yakasına yazmış, gördükçe o kadar ağlarmış ki o yazı ıslanırmış.

Bir gün Said bin Cebir'e nasihat eyledi: "Üç şeyi işleme " dedi: "Beyler arasına girme, avretlerle sohbet eyleme, Rabia adeviyye dahi olursa, kulağını çalgılara verme eğer velilerden dahi olsan afetden kurtulamazsın"

Nakildir ki: Sabah namazı vakti Hasan Basri'nin mescidine gelen bir zat, kapısını kilitli görmüş. İçerde cemmi gafir duaya amin diyorlardı. Biraz sonra yalnız olarak çıkan Hasan Hz.lerine sual eden Abdullah'a "kimseye söyleme her gün periler gelir, benden dua taleb ederler, ben de dua ederim ,amin derler " dedi.

Nakildir: Birkaç kişi beraberinde hacca giderlerken yolda susuzlıktan Hasan Hz.lerine arzıhal ettiler. Kova neviinden bir şey olmadığı gibi ip de yok. Hasan Hz.leri "ben namaza durayım, siz su için" dedi. Mübarek namaza başladı. Kuyudaki su taştı: Herkes kana kana içti. Birisi bir bardak su sakladı. Namazı ihmal etti. su da kurudu. Hasan "siz Allah'a inanmaz mısınız?" dedi.

Nakildir ki: Ebu Ömer, Kur'an hocası idi. Talebelerinden gayet güzel bir çocuğu öpmek istedi . Hıfzında olan Kur'an tamamıyle silindi. Bir elif dahi gönlünde kalmadı. Pişman oldu. İçine ateş düştü. Hasan Basri Hz.lerine gelip anlattı: "Hac vakti hacca git , sonra avdette Mescidi Hayfe var, mihrabda bir ihtiyar oturur, Onunla görüş sana dua eylesin" dedi. Emirleri minvali üzere aynen yaptı. Diyor ki:"Mihrabda ihtiyarın etrafındaki halk dağıldı, yalnız kaldı. Selam verdim, halimi söyleyip:
"Allah hakkı için merhamet eyle" dedim. Acıdı gözü ucuyla göğe baktı. Başını indirmeden cümle Kur'an mahfuzum oldu. Pirin ayaklarına kapandım, bana sordu:
"Beni sana kim haber verdi?"
"Hoca Hasan Basri" dedim.Tebessüm etti :
"Biraz evvel cemaat içine gelip herkesin hürmete istikbal ettiği Hasan Basri idi. Her gün öğle namazını Basra'da kılar, buraya gelir, ikindi namazını beraber kılarız. Akşam namazına Basra'ya gider, o size kafidir" dedi.

Rivayettir: Hasan Basri Hz. lerinin yetmiş yaşında ateşperest Şem'un isminde bir komşusu vardı. Hastalığı şiddetlendiğinden bir zat gelip, komşuluk hakkı için, haleti nez'a gelen şem'un'a din telkin edilmesini istedi. Mübarek Hasan Basri hastaya gidip:
"Bunca senedir taptığın bu ateşi terk eyle, Allah'u Teala ya iman getir" dedi. Şem'un cevaben:
"Ya Hasan, ben üç şeyden iman getiremiyorum. Bir dünyayı zemmeder diğer taraftan onu istersiniz. İki, ölüm haktır der, yolculuk tedariki yapmazsınız. Üç, Hakkın didarını görelim der, yine rızası hilafına gidersiniz. Ya Hasan ateş seni yakmaz mı ?" dedi Hasan mübarek elini ateşe soktu ve:
"Bu  sözlerden müslümanlık kokusu geliyor" dedi: Kafir dedi ki:
"Cenabı Hakkın beni cennete koyacağına  kağıt yaz ver, Hasan Basri kağıt yazdı. Şem'un iman edip, teslimi can  eyledi. Büyük cemaatle namazını kılıp, defneylediler. Fakat Hasan Basri'nin gözüne uyku girmeyip, sabah namazını kıldı." Ne yaptımda eline kağıt verdim . Hak  Teala Hz lerine karşı küstahlık eyledim deyip, ben kendimi kurtardım mı ki başkasına senet verdim" diye ağladı . Biraz uykuya daldı. Rüyasında Şem'unu gördü başına taç giymiş, yüzü ayın on dördü gibi parlıyor, türlü türlü cennet nimetleri içinde bahçelerde geziyordu. Hasan Basri Hz.leri :
"Ya Şem'un nasılsın?" dedi.
"Elhamdülillah, Allah'ım bana rahmet eyledi. Verdiğin senedi geri al gam çekme" dedi. Mübarek uykudan uyandığı zaman kağıdı avucunda buldu. "Bari hüdavenda senin işin illetle değildir, illa fazlu keremledir" dedi.

Hasan Basri Hz.lerinin sözüdür: "Ere ilmi nafi gerek, amel ve ihlas ve sabırla kanaat gerek, her nazar ki ibretten değildir sehv ü zilletdir, sözü hikmet değildir, aynı afettir, her kim halktan uzlet ederse selamet olur. Kanaat ederse aziz olur, halkla ihtiyacı olmaz. Hasedi terk ederse dinlenip rahat olur."

"Vera nedir ?" diye sordular. Buyurdu ki:
"Vera, içinde üç makam vardır: biri, daima hak söz söyleyen, iki, kendini muhafaza eden , üç her işi hak rızası için yapandır. Ve bir zerre vera' yüz yıl verasız oruç ve namaz kılmaktan efdaldir. Miskin ademoğlu dünyada üç şeye doymaz . Bir, mal devşirilip yığmaya, iki zevk ve sefaya, üç, ömre: elinde olsa dünyadan hiç gitmek istemez. Allah'ın sevgili kulu dünyaya hiç kıymet vermez. Mü'min olan dünyada ahiretini imar eder. Ahmak olan dünyayı imara çalışır, ahiretini haram eder. Allahı sevmenin nişanı dünyayı terk  eylemek. Her kim altın, gümüşü kıymetli tutarsa, huzuru kalble namaz kılamaz. Ukubete yakın olur. "

Bir kişi altı senedir cemaate gelmez, halka karışmazdı. Hasan Hz.leri gidip sual eylediğinde, "Ya şeyh beni mahzur gör nefsani işleri yapmam, nefsime rahat vermem. Nefis bana zahmet vermez. Hakkın zikr ü şükrüyle meşgul olup, otururum" deyince, "sen benden daha iyisin , böylece devam et " dedi.
Hasan Basri . Hz lerine sual ettiler:
"Şimdiye kadar hiç bir şey sizi sevindirdi mi? " Buyurdu:
"Bir gün otururken bir kadın kocasına :"ben senin işlerini gördüm, evini bekledim ki üzerime başkasını getirmeyesin, bundan böyle madem ki üstüme kadın aldın işlerini yapmayacığım" diyordu bu hoşuma gitti. Misalini Kur'anı Kerimde aradım, buldum . (Surei Nisa, 48.ayet)"kullarımın cemii günahlarını fazlımla af ederim. Ve ayıplarını yüzlerine vurmam, madem ki beni bilirler, üzerime başka şeye tapmazlarsa. Eğer bu şirki yaparlarsa af etmem".

Rivayet ederler: Hasan Basri Hz.leri kabristanda yemek yiyen birisini gördü:
"Bu kişi münafıktır" dedi. "Zira bu kadar zevat huzurunda gönlüne korku gelmeyerek boğazından ekmek geçiyor, ahireti düşünmüyor, münafıklık alametidir."

Mübarek Hasan Basri Hz.leri vefatında tebessüm eyledi. Etrafındakiler hayatında hiç gülmeyen bu zata taaccüb ederlerken, o , "hangi günah" diyerek ruhunu teslim etti. Bir zat rüyasında görüp sordu:" Ya şeyh dünyada gülmezdin, ve ( hangi günah) dediğine sebep ne idi?" Buyurdu: "O halde iken bir nida işittim" Ya melekülmevt şiddetli tut; üzerinde bir günah kalmıştır" hitabı bana hoş geldi dedi.

Diğer bir kimseye de manada gözükmüştü, mübarek zat bir buraka binmiş, başına taç giymişti. Ve derlerdi ki:" Allah Hasan'dan hoşnut oldu ve Hasan Allah'ına kavuştu".

bilgi@tezkiretulevliya.net